Search
  • Sinem Soydar

Hayat Senin Adin Ne Olsun?

Pek cogumuz gibi bu aralar en cok kendimle sohbet halindeyim. Daha az kisiyle irtibat kurabildigimiz, kurduklarimizla alakali alakasiz herseyi konustugumuz icin, sanirim en verimli sohbetler kendin ile yaptigin.

Ben kendimle sohbetlerimi ana dilimde yapiyorum, hatta yeni basladigim “Sabah Sayfalari”mi Turkce yaziyorum ama sira paylasacagim yazilari yazmaya gelince, genelde Ingilizce yazmaya calisiyordum. Sanirim bu yazi Turkce olursa daha iyi olacak, gorecegiz bakalim ;) ( Tabi Turkce klavyem olmamasi bir dezavantaj olacak ama o kadar kusur olur diyelim, di mi?)

Ben “hayat” icin benzetmeler yapmaya basladim, baska isimler takiyorum hayata. Aslinda hepsi hayati anlama cabamdan, anladikca ne kadar da derin bir yerde oldugumuz ama aslinda ne kadar da basit oldugu gercegiyle yuzlesiyorum.

"Okyanus” diyorum mesela hayata, kiyidan ayrilan gemilere benzetiyorum bizi, gitgide uzaklasiyoruz karadan, ucsuz bucaksiz mavileri kesfetmenin cazibesinin yaninda kiyiya geri donemeyecek olmanin verdigi endiseyi hissediyorum. Icimizdeki bitmeyen dengelenme cabasinin icinde, yillarin gectigini ve fiziksel bedenden omrun son buldugunu goruyorum.




“Tesadufler Silsilesi” diyorum hayata. Ne kadari alin yazisi, ne kadari ozgur irade bil(e)meden basimiza gelenler. Yillar once, “hayal bu ya” diye anlattiklarinizin basiniza gelmesi; cabanizin, niyetinizin ve bu hayatin hediyeleri degil de nedir acaba?

“Ne tuhaf” diyorum hayata. Basimiza gelen onca absurdluge ragmen alismayi, unutmayi basarmis olmamiza bol bol sasirarak..

Bu aralar en cok “okul” diyorum hayata.. Ogrenmeye, denemeye, deneyimlemeye geldik diye anlatiyorum olur da bana o “cumle” duserse sohbetlerde. Varken aklim, gucum, istahim neden denemeyeyim ki diyorum. O kadar istahlaniyorum ki bazen, dursun istiyorum zaman. Yetmiyor ki o kadar kitabi okumaya, o kadar satiri yazmaya, yeni basladigin resmi bitirmeye, acik havada kosmaya, kosudan gelip –sirf evdekileri yesin diye ;P — havuclu kek yapmaya, ya da o cok methedilen yeni Netflix dizisini izlemeye.

“Hediye” diyorum hayata.. Kucucuk bir kusun dalda civildamasinin beni dakikalarca etkisi altina alabilmesine tesekkur ederek. Ya da o yaramaz sincaplarin arkadaslik kavramina bagli olmasina hayretler icinde kalarak. 5 duyumuzla hissedebilecegimiz herseyin aslinda ne kadar muazzam oldugunu dusunerek; ah bi de daha fazlasini hissedebilseydim neler olurdu diye meraka kapilarak “hediye” diyorum hayata.

“Kabul” diyorum hayata. Dogum da var, olum de var. Hastalik da var saglik da, ve inanilmaz ama hepsi insan icin. Insan olabilmek icin. Acisini paylasanin acisini da kabul ediyorum, yardim isteyene de elimi uzatiyorum. Cunku biz aslinda biriz. Koca dunyada BIR hayat var surup giden, icinden gecenler milyonlarca olabilir ama aslinda BIRin parcalari.

Hepimiz insaniz, ogreniyoruz… Tam anladik derken bir bakiyoruz aslinda hic anlamamisiz, ya da ogrendigimizi de unutuyoruz, insanlik hali. Hayat bence sevilesi, yasanasi..Hayat bence benim, biziz ve en onemlisi hayat bence O “Yaratan”.

Diliyorum ki; boyutlara takilmadan, 5 duyumuza sinirli kalmadan yasayalim bu hayati. Once kendimizi, sonra bu hayati ve insanlari sevelim. Cunku hepsi BIR…


Sinem Soydar

37 views0 comments

Recent Posts

See All