Search
  • Sinem Soydar

Su


Su çok sıcak, ama canım yanmıyor. Kafamı toplayabilmek, ya da suda eriyip akıp gitmek için girdim; bilmiyorum. Ne kadardır burdayım ya da ne kadar daha suyun altında kalabilirim onu da bilmiyorum, keşke sonsuza kadar kalabilsem…


Yeni doğum yaptığım zamanlarda da duşa kaçardım, bana ait olan tek zamana. Sözüm ona dinlenmeye ya da biraz rahatlamaya ama nafile tabi, ya bebek uyanır, ya süt sağılması gerekir ya da illaki benim yapmam gereken bir şey vardır. Hep bi kapı tıklanmasıyla gerçek dünyaya geri dönerdim.


Velhasıl, banyoya girebilmek hala kutsal bir rituel benim için. Mevcut boyuttan uzaklaşabilmemi sağlıyor suyun altında olmak. Merkezimi bulmaya çalışıyorum.

Ne çok şey geçiyor aklımdan, hepimizin aklından. Kederlenecek ne çok gelişme oluyor, pek çoğu da kontrolümüz altında değil üstelik. Farkında olmak, adapte olmak ve de aksiyon almak gerekiyor.


Su aktıkça bedenimden, ruhumdan da kelimeler dökülüyor. Nasıl da çağlıyorlar. Keşke bu kadar hızlı yazabilsem diyorum içimden. Farklı konularda satırlar akıyor. Türlü türlü hikayeler, insan olma, kadın olma mücadeleleri dönüyor zihnimde ama tutamıyorum. Aynı, suyun döne döne giderden aktığı gibi benim de kağıtla buluşamamış satırlarım hafızamın giderinden akıp gidiyor.


Halbuki su, suyun akışı iyi şeylere işaret etmelidir di mi? Rüya görürsün, suya anlatırsın hayır olsun diye. Dolunayda su ritüelleri yaparsın şifa bulmak için. Su seni iyileştirir, dinçleştirir.

Direnirsin, “akışına bırak” derler hatta neredeyse her dilde derler “go with the flow” diye, akıntıya karşı yüzme iş olacağına varır diye..


Madem su hayır olsun diye akar, nereden çıktı bu kadar seller, baskınlar.. Ah neden dünyanın akışına müdahale ettik biz? Şimdi de akışına bırakabilecek miyiz olanları?

Peki ya onca yazamadığım kelime, bir yerlere akıp göl oluyor mudur?

Ve acaba ne zamana kadar uzun uzun duşlar yapabileceğiz, su kaynakları kelimelerime yetecek mi?

Bilmiyorum…


16 views0 comments

Recent Posts

See All

Toprak